NEPAL – Bölüm 4

yazan Faruk BUDAK

BUDA’NIN DOĞDUĞU TOPRAKLARDAN YAĞMUR ORMANLARINA

Gezideki en önemli ve ayrıcalıklı anlardan biri. Budizm’in kurucusu Sidharta Gautoma Buda’nın doğumundan az önce, annesi Maya Devi’nin yıkandığı kutsal havuzun başındayım. Karşımda güneş batmak üzere. Biraz ilerimde, Devi’nin doğum sırasında dayandığı ağacın bulunduğu yerde sonradan yapılmış, şimdilerde restorasyonu devam eden tapınaktan gelen inşaat sesleri. Diğer tarafta, gölün yanında yükselen üzeri Budist dua bayrakları ile dolu banyan ağacına tünemiş kuşların sesi. İnanılmaz mistik bir atmosfer. İnsanı huzurla dolduran bu atmosferin içinde Yaratan’ı düşünmeden edemiyorum.

 

Lumbini çok küçük bir yer. Ana caddesi üzerinde dört-beş tane pansiyon var. Sacred Garden’ın (Kutsal Bahçe) bulunduğu yerdeki restoranın haricinde doğru dürüst bir yer olmadığı için akşam yemeklerini kaldığım pansiyonun üç masalı restoran kısmında yiyorum.

 

Lumbini’den sonraki durağım, Nepal’in en ünlü doğal yaşamı koruma alanı olan Royal Chitwan Ulusal Parkı.

 

Royal Chitwan’da kaldığım resort’un Narayani nehri üzerindeki verandasında oturuyorum. Tesis, iki tarafı nehir ile çevrili ince uzun bir adanın üzerinde. Hızla akan nehrin, o hızına rağmen sakinliği oldukça şaşırtıcı. Bu sakinliğe dalıp gidiyorum. Keyifli bir akşam. Uzaklardan gelen olağanüstü gök gürültüsü sesleri ve çılgıncasına ortalığı aydınlatan şimşeklerin oluşturduğu müthiş bir dekorun önünde, hayatımda ilk kez gördüğüm ateşböcekleri uçuşuyor. Yanıp sönen fosforlu ışıkları ile çok tatlılar. Gerçekten buranın insana huzur veren bir atmosferi var. Tekrar gelmeye çalışmalıyım.

 

Ertesi Sabah.

 

Sabahın bu erken saatlerinde çok farklı kuş sesleri ile yeni bir güne uyanıyorum. İki ay önce tam bu sabah, yine böyle çok erken bir saatte yolculuğuma İstanbul’dan başlamıştım. Her şeyin şimdiye kadar son derece güzel gitmiş olmasından dolayı sevinçli ve huzurluyum.

 

Sabahın 6’sında sıcak çaylarımızı yudumluyoruz. Kahvaltımızı, sabah programımızda yer alan fil gezintisinden sonra yapacağız. Ölü mevsim olması nedeniyle sadece dört kişiyiz. Bir genç Alman çift, elli yaşlarında bir İsveçli ve ben.

 

Sabah sisinin içinde sadece birkaç geyik görebiliyoruz. Yağmur başlayınca turu kısa kesip geri dönmek zorunda kalıyoruz. Reçel, tost ekmeği, tereyağ, omlet, patates soğan karışımlı bir yemek, sıcak Nepal çayı eşliğinde oldukça zengin bir kahvaltı bizi bekliyor.  

 

Fille gezinti yapma fikri başlangıçta hoş gibi görünüyorsa da iş eyleme dönüştüğünde kısa bir süre içinde yorucu olmaya başlıyor. Hayvanın yürüyüş ritmine uyarak zorunlu öne geriye sallanmalar, bir süre sonra insanın içini dışına çıkartıyor.

 

Kaldığım bungalovun verandasındaki bambu koltuklardan, ormanın ve Narayani Nehrinin sesini dinliyorum. Dün gece, sıcağın verdiği bunaltı nedeniyle iyi uyuyamamıştım. Biraz evvel bu açığı telafi etmiş olmaktan dolayı keyifliyim.

 

Sabah kahvaltısından sonra rehberimizin eşliğinde iki saatlik bir “jungle walk” (orman içinde yapılan yürüyüş) yapıyoruz. Yanımızda da silahlı bir koruyucu var. Yürüyüş esnasında Royal Chitwan’ın faunasını yakından tanıma imkânı buluyoruz. Etrafta bolca bulunan bir bitkinin yemyeşil yaprakları oldukça zehirliymiş. Balıkçılar bu yaprakları kurutup dövdükten sonra nehirde balık olabilecek yerlere bırakırlarmış. Bunları yiyen balıklar da zehirlenerek su yüzüne vuruyormuş.

 

Burada aklımıza ilk gelen soru, bu zehrin insanlara geçip geçmediğiydi ama geçmiyormuş. Bir başka bitki, kurutulup evlerin içine konulduğunda kokusu ile sivrisinekleri uzaklaştırıyormuş. Tütsü yapımında kullanılan bir bitki daha var etrafta bolca. Bir başka enteresan şey de bir cins tüylü tırtılın yüzlercesinin bir ağacın her tarafını kaplayarak onun özünü yiyip bitirmesi.

 

Royal Chitwan’da akşamın son ışıkları.

 

Biraz evvel, yerli balıkçıların kullandığı geleneksel bir tekne ile yaptığımız gezintiden geldim. Kendimizi suyun akışına bırakarak, ormanın ve aralanan yağmur bulutlarının ardındaki günbatımının muhteşem görüntülerini seyretmek çok keyifliydi. Akıntının oldukça kuvvetli olması teknecilere çok az iş düşürdü denilebilir. Keyifli bir saat daha geçirmiş oldum Royal Chitwan’da. Yarın sabah yapacağım kuş gözlemi ile buradaki tüm aktiviteleri tamamlamış oluyorum.

 

Bu güzel yerden ayrılma zamanı. Kısa bir jungle trek’ten sonra tekneye binme noktasına geliyoruz. Nehirde keyifli bir yolculuktan sonra bizi bekleyen jeep’e, bizden sonra tesiste hiç müşteri kalmaması nedeniyle izin yapacak personelle birlikte biniyoruz.

 

Yola çıktıktan bir süre sonra şiddetli bir sağanak başlıyor. Aracın yırtık brandasından içeri giren şiddetli rüzgarla uçuşan damlacıklar üzerimi ıslatmaya başlayınca aceleyle yağmurluğumu çıkartıp giymek zorunda kalıyorum. Yağmur, Jeep’le yaptığımız bir saatlik yolculuk boyunca yoğun bir şekilde yağmaya devam ediyor. Arabanın yırtık muşambalarından bolca yağmur giriyor içeriye. Islanıyorum, çamurlanıyorum.

 

İki gece kaldığım Resort’un, Chitwan’a giriş noktası sayılabilecek bu kasabadaki diğer otelinde Katmandu’ya transfer için bir süre beklemek zorundayım. Artık güzel bir Nepal çayı içmenin zamanı, ardından da uzun bir Katmandu yolculuğu.

 

Faruk BUDAK / Mayıs 2002

You may also like

error: Content is protected !!
-
00:00
00:00
Update Required Flash plugin
-
00:00
00:00