“Bazı yolculuklar yeni yerler gösterir. Bazıları ise insanın dünyaya bakışını değiştirir.”
Bazı insanlar seyahat etmeyi yeni yerler görmek için sever. Benim için ise yolculuk, her zaman dünyayı ve insanı daha iyi anlamanın bir yolu oldu.
Yıllar önce mühendislik ve proje yönetimi alanında akademik ve profesyonel bir kariyer inşa ederken, içimde hep farklı coğrafyaları keşfetme arzusu vardı. Bu merak zamanla beni dünyanın dört bir yanına taşıdı. Bugüne kadar 90’dan fazla ülkeye seyahat ettim; aylar süren bağımsız keşif yolculuklarında Afrika’nın uzak köylerinden Himalayalar’ın yüksek geçitlerine, Orta Asya bozkırlarından Güney Amerika’nın renkli kültürlerine kadar pek çok farklı yaşamla tanıştım.
Bu yolculuklar bana yalnızca yeni ülkeler göstermedi. İnsanların aynı dünyayı ne kadar farklı yaşayabildiğini, kültürlerin birbirinden ne kadar farklı ama aynı zamanda ne kadar ortak yönleri olduğunu öğretti. Zamanla anladım ki gerçek keşif, sadece haritada yeni bir noktaya ulaşmak değil; önyargıları geride bırakabilmek ve her yolculuktan biraz değişerek dönebilmektir.
Yıllar içinde bu deneyimler profesyonel turist rehberliği, seyahat yazarlığı ve fotoğrafçılıkla birleşti. Yazdığım kitaplar, hazırladığım makaleler ve çektiğim fotoğraflar, gördüğüm dünyayı başkalarıyla paylaşma isteğinin doğal bir sonucu oldu.
FABE Travel da bu düşünceden doğdu. Amacım hiçbir zaman sadece tur düzenlemek olmadı. İnsanların gittikleri coğrafyayı gerçekten tanıyabilecekleri, yerel kültürlerle bağ kurabilecekleri ve alışılmış rotaların ötesine geçebilecekleri keşif yolculukları tasarlamak istedim.
Bugün hâlâ aynı heyecanla yeni rotalar araştırıyor, yeni kültürler öğreniyor ve her yolculuğun insana yeni bir bakış açısı kazandırdığına inanıyorum.
Çünkü bana göre iyi bir yolculuk, yalnızca yeni yerler görmek değil; insanın dünyaya bakışını zenginleştiren kalıcı deneyimler biriktirmektir.
Yolculuğun Bana Öğrettikleri
Yıllar içinde fark ettim ki en unutulmaz yolculuklar, en çok görülen yerlerde değil; en çok hissedilen anlarda yaşanıyor.
Bazen bir Himalaya geçidinde esen rüzgâr, bazen Etiyopya’da bir kabile köyünün küçük meydanında paylaşılan sessiz bir kahve, bazen de Moğolistan bozkırında gün batımını izlerken başlayan uzun bir sohbet… Haritalarda küçük görünen bu anlar, benim için yolculukların gerçek anlamını oluşturdu.
Yaklaşık on beş ay süren bağımsız Asya ve Afrika yolculuğum, bana sadece yeni ülkeler göstermedi. Sabırlı olmayı, dinlemeyi, farklı kültürlere önyargısız yaklaşmayı ve dünyanın tek bir bakış açısıyla anlaşılamayacağını öğretti. O yolculuktan döndüğümde yalnızca daha fazla ülke görmüş biri değildim; dünyaya daha farklı bakan bir insandım.
Belki de bu yüzden FABE Travel’ı kurarken hiçbir zaman “daha fazla tur” düzenlemeyi hedeflemedim. Amacım, insanların gittikleri ülkeyi gerçekten tanıyabilecekleri, yerel yaşamla bağ kurabilecekleri ve eve yalnızca fotoğraflarla değil, yeni düşüncelerle dönebilecekleri keşif yolculukları tasarlamaktı.
Bu anlayış beni doğal olarak küçük gruplara yöneltti. Çünkü gerçek keşif, kalabalıkların içinde aceleyle ilerlemekten çok; bazen bir sokakta biraz daha fazla vakit geçirmek, bazen yerel bir insanın hikâyesini dinlemek, bazen de planlanmamış küçük keşiflere zaman ayırabilmektir.
Bugün hâlâ yeni rotalar araştırırken beni heyecanlandıran şey, “kaç ülke daha göreceğim” sorusu değil; “hangi hikâyeyi birlikte keşfedeceğiz?” sorusudur.
Eğer bir gün yollarımız FABE Travel’ın bir yolculuğunda kesişirse, umarım geriye sadece güzel fotoğraflarla değil; dünyaya biraz daha geniş bir pencereden bakmanın verdiği duyguyla dönersiniz.
Çünkü bana göre gerçek keşif, gidilen coğrafyadan önce insanın kendi bakış açısında başlar.
Belki bir gün yollarımız dünyanın bir köşesinde kesişir.